Hatay’ın Kayıp Mirası: Deprem Sonrası Tarihi Yapılar – Yakup ÖZEV
Kahramanmaraş merkezli depremlerde ülkece hem maddi hem de manevi olarak büyük yıkımlara şahit olduk. Bu bağlamda özellikle tarihi yapılarımız daha önce hiç şahit olmadığımız kadar
Türk müzeciliği 1846 yılında Topkapı Sarayı’ndaki Aya İrini’de başlamıştır. Tophane Müşiri Fethi Ahmet Paşa’nın eliyle düzenlenen bu müze,1 1869 yılında Müze-i Hümayun’a dönüşmüş,2 bugün ise Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü adıyla Türkiye’nin hemen hemen tüm illerinde 211 müzede, milyonlarca esere ev sahipliği yapmaktadır.
Türk müzeciliğinin doğal ve doğal olmayan afetlerle sınavı oldukça eskidir. Bu hususta bilinen en eski örneklerden biri, Birinci Dünya Savaşı’nda, bilhassa uçak bombardımanlarına karşı Müze-i Hümâyunda bulunan eserlerden bir kısmının Konya’ya gönderilmesi ile nakli mümkün olmayanlardan bir kısmının mahzenlere indirilmesi ve bir kısmının da üzerlerinin kum ve mum torbalarıyla korunmaya alınması; ayrıca bombaların şiddetine ve yıkım gücüne karşı kubbelerin desteklenmesidir.3
Bir diğer örnek ise İkinci Cihan Harbi’nde, henüz savaşın başında, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Topkapı Sarayı ve Türk-İslam Eserleri Müzesindeki taşınabilir eserlerin, yurdun muhtelif yerlerindeki depolara taşınması ve bu işlemin basından da gizlenerek eserlerin muhafazası için tedbirler alınmasıdır.4
Son üç yıllarda ise Türk müzeciliği önce küresel salgın (pandemi), ardından yangınlar ve sel felaketleriyle son olarak da depremlerle sınanmıştır.
Deprem Tedbirleri
Yakın dönem Türk müzeciliğinin deprem önlemleri, öncelikle müze yenileme çalışmalarıyla başlamıştır. Son yirmi yılda Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 163 müze yenilenmiştir. 18 yeni müze binası inşa edilmiş ve 56 müze de ilk kez ziyarete açılmıştır. Yeni inşa edilen ve yenilenen müzelerin depoları, afetlere dayanaklı akıllı sistemlerle teçhiz edilmiştir.
Bu müzelerin teşhirlerinde eserler için kaidelerin deprem esnasında yerlerinden oynamaması ve üzerindeki eserlerin düşmemesi için çeşitli sabitleyiciler kullanılmıştır.
2021 yılında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Afet Acil Durum Eylem Planı güncellenmiştir. Depreme yönelik acil durum eylem planı, önce en yakın müzeden afet bölgesine ulaşmak, sonra müzede güvenliği sağlamak, ardından müze içi hasar tespiti yapmak, akabinde sırasıyla dünya miras listesinde bulunan alanların, ören yerlerinin, kazı alanlarının ve tescilli kültür varlıklarının hasar tespitini yapmak olarak belirlenmiştir.
Eylem Planının Tatbikatı
06.02.2023 tarihinde meydana gelen ve on bir vilayeti etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel müdürlüğünün tüm çalışmaları, ilk andan itibaren acil durum eylem planına göre gerçekleştirilmiş ve plan başarılı bir şekilde tatbik edilmiştir.
Deprem olduğu anda hangi müzenin hangi müzeye gideceği önceden bilindiği için ilgili müzelerdeki güvenlik görevlileri, müze uzmanları ve müze müdürleri afet bölgesindeki müzelere gitmek üzere depremden çok kısa bir süre sonra yola çıkmıştır. Bu sebeple daha sabahın ilk ışıklarıyla birlikte afet bölgesindeki tüm müzelere ulaşılmıştır.
Birinci gün itibariyle deprem bölgesindeki tüm müzelerde ilk hasar tespit çalışmaları tamamlanmıştır. Müzelerdeki hasar tespit çalışmaları bittikten sonra dünya mirası alanlarında ve ören yerlerindeki durumun tespiti için çalışmalara başlanmıştır.
İlk tespitlerin ardından özellikle de sosyal medyada yayılan hırsızlık ve yağma haberleri ile gerçekdışı tahribat bilgileri içeren açıklamalar dolayısıyla 9.02.2023 tarihinde kamuoyuna ilk bilgilendirme yapılmıştır.5
Hasar Tespiti
Kamuoyuna duyuru yapıldıktan sonra da hasar tespit çalışmalarına devam edilmiştir. Devam eden artçı sarsıntılar sebebiyle bazı müzelerdeki yapısal hasarın arttığı gözlemlenmiştir. Hatay Şehir Müzesi ile Elbistan Müzelerindeki olumsuzluklar, orta hasar denilebilecek boyuta gelmiştir. Bu sebeple Elbistan Müzesindeki eserler de Kahramanmaraş Müzesinde olduğu gibi Gaziantep’e nakledilmiştir. Hatay Şehir Müzesi ile Necmi Asfuroğlu Müzesindeki eserler, güvenlik önlemleri kapsamında Hatay Arkeoloji Müzesine götürülmüştür. Ayrıca Beşkonaklar Etnografya Müzesi, Geleneksel Malatya Evi, Atatürk Evi ve Etnografya Müzesinde bulunan eserler de Malatya Müzesine taşınmıştır.
Müteakip günlerdeki tafsilatlı çalışmalarla depolardaki eserler dahil olmak üzere Diyarbakır, Adana, Kilis ve Hatay Necmi Asfuroğlu gibi müzelerde zarar gören tek bir eserin bile olmadığı belirlenmiştir. 29.536 eseri olan Kahramanmaraş Müzesinde bir, 1.030 eseri olan Elbistan Müzesinde dört, 2.362 eseri olan Osmaniye Müzesinde iki, 20.763 eseri olan Malatya Müzesinde on beş, 114.731 eseri olan Gaziantep Zeugma Mozaik müzesinde on üç, 62.962 eseri olan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesinde on yedi, 33.705 eseri olan Adıyaman Müzesinde kırk beş eser zarar görmüştür.
Dünyanın en büyük iki mozaik müzesi olan Hatay Arkeoloji Müzesi ve Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesinde zeminde ve duvarlarda teşhir edilen mozaiklerde herhangi bir hasar oluşmamıştır. Hatay Saint Pierre Kilisesinde ise daha sonradan yapılmış çevre duvarında dökülmekler olmakla birlikte orijinal tarihi dokuda bir zarar gözlemlenmemiştir.
Deprem sırasında Adıyaman Karakuş Tümülüsündeki bir sütun devrilmiş, üstündeki tokalaşma sahnesi ünik olduğu için hemen Adıyaman Müzesine taşınarak muhafaza altına alınmıştır. Kahta Kalesi ile Arsemia Ören yerinde küçük hasralar bulunmakla birlikte ünik özellikleri bulunan objelerde herhangi bir sorun gözlemlenmemiştir. Ayrıca Diyarbakır Suriçi’nde bulunan St.George Kilisesinin girişinde ufak çaplı dökülmeler bulunduğu tespit edilmiştir.
Müze ve ören yerlerindeki çalışmalar tamamlandıktan sonra mülkiyeti Bakanlıkta veya kamuda olmayan diğer tescilli kültür varlıklarındaki hasar tespit çalışmalarına başlanmıştır. Hem tümüyle yıkılan hem de hasarlı olan tescilli kültür varlıkları belgelenmiş; duvarlarına, kalıntılarına veya uygun yerlere ‘tescilli kültür varlığıdır izinsiz müdahale edilemez’ yazısı levha halinde veya pankartlarla asılmış ve diğer ilgililer de bu konuda azami hassasiyet göstermesi için ihtar edilmiştir. Çok kısa bir süre içerisinde tescilli kültür varlıklarının ihyasına başlanması planlandığından ve bu süreçte yıkılmış yapıların her bir taşının yeniden kullanılması esas olduğundan tek bir moloz parçasının bile yerinden hareket ettirilmemesi için uluslararası uygulamaların da vaz ettiği üzere ilk işaretlemeler yapılmıştır.
Sonuç
İki asra yaklaşan tarihinde birçok afette, işgal ve savaş dönemleriyle benzeri fevkalade zamanlarda tarihi eserlerini muhafaza etmek durumunda kalan Türk Müzeciliği, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde bir kez daha afetle sınanmıştır.
Hem deprem öncesinde aldığı tedbirlerle hem de deprem sırasında ve sonrasında uyguladığı acil durum eylem planıyla Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bu sınavı mümkün olan en az zararla atlatmıştır.
Bundan sonraki adım ise şehirlere aslî kimliğini kazandıran kadim eserlerin her birinin yeniden onarılması sürecidir.
1 Bkz. Tahsin Öz, “Ahmet Fethi Paşa ve Müzeler”, Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, S. 5 (1949), 1-15.
2 Semavi Eyice, “Philipp Anton Dethier İstanbulda”, Boğaziçi ve İstanbul (19. Yüzyıl Sonu), İstanbul: 1993, 7.
3 T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), MF.MKT., 1236-52.
4 Bkz. Rıdvan Gölcük, “Görevimiz Tahliye: İstanbul Müzelerini Hitler’den Korumak”, EPOS7, (2019), 40-43.
5 https://kvmgm.ktb.gov.tr/TR-337947/depremden-etkilenen-illerimizde-bulunan-muzelerimiz-ve-dunya-miras-alanlarimiza-iliskin-922023-tarihli-aciklama.html Erişim Tarihi: 28.02.2023.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde ülkece hem maddi hem de manevi olarak büyük yıkımlara şahit olduk. Bu bağlamda özellikle tarihi yapılarımız daha önce hiç şahit olmadığımız kadar
Kültürel mirasların fotoğraflanması, belgelenmesi ve halka ulaştırılması son derece büyük önem taşımaktadır. Çünkü sosyal medya, günümüzde en hızlı ve en güçlü iletişim araçlarından biri haline
“Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek / Hadi gel geri yapalım şunu desen bir Sinan bir de
Depremler, yalnızca yer kabuğunun hareketlerinden ibaret doğal olaylar değildir; aynı zamanda toplumların kültürel kimliğini, sosyal ilişkilerini ve tarihsel sürekliliğini şekillendiren güçlü birer tarihsel deneyimdir. Hatay
