Hatay’ın Kayıp Mirası: Deprem Sonrası Tarihi Yapılar – Yakup ÖZEV

Kahramanmaraş merkezli depremlerde ülkece hem maddi hem de manevi olarak büyük yıkımlara şahit olduk. Bu bağlamda özellikle tarihi yapılarımız daha önce hiç şahit olmadığımız kadar farklı görüntülerle karşımıza çıktı. 11 ilimizi etkileyen bu felakette Hatay şehrimiz her ne kadar depremin merkez üssüne uzak olsa da en çok hasarı alan şehrimiz oldu. Özellikle başta camilerimiz olmak üzere birçok tarihi yapılarımız çok ağır hasarlar gördü. 


Binlerce insanın yaşadığı koca şehirde büyük bir sessiz ve boşluktan başka hiçbir şey elimizde kalmadı. Öyle ki yüzlerce yıldır ayakta olan ve bir taşını dahi her şeyden sakındığımız yapılarda bugün tamamen bir harabe karşı karşıyayız. Kendine has kültür ve medeniyete sahip olan Hatay şehrimizde bulunan tarihi yapılarımız neredeyse tamamen yok oldu. Bugün maalesef Hatay’a gittiğinizde bir tane bile tarihi caminin ayakta olmadığını göreceksiniz. Özellikle camilerin minarelerinden kaynaklı yıkımlar bizlere büyük dersler çıkarttı. Aslında bu süreçte camilerin ana mekanlarının çok daha sağlam minarelerin ise epey sorunlu olduğunu gördük.


Depremden 6 ay sonra bizzat bölgeye giderek sadece tarihi eserlerimiz üzerinden bir çalışma başlattım. Hali hazırda depremden önce 2021 yılında Hatay’a gitmiş ve gerekli arşiv çalışmalarını yapmıştım. Dolayısıyla bölgeye ve tarihi yapılarına aşina olduğum için depremin yıkımını acı bir şekilde mukayese edebildim. 


2023 yılının Ağustos ayında yaptığım çalışmada fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tamamen bir yıkım mevcuttu. Bu yıkımlar özellikle camilerde minare kaynaklı yıkımlarla beraber daha fazla hissedilmişti. Antakya Ulu Caminin tamamen yıkılması, Habib-i Neccar Caminin minare ve kubbesinin tamamen çökmesi ve Sarımiye Caminin minaresinin yola doğru yıkılmasından dolayı kıl payı kurtulmasını bölgede bizzat gördüm. 


Camiler haricinde Antakya’nın dinler tarihinin mozaiği olan Kiliselerde aynı şekilde harabe halde idi. Özellikle Protestan Kilisesi ve Rum Ortodoks Kilisesi tamamen yıkılmıştı. Bu yıkımların yanında bir de Antakya özgün dar sokakları da tamamen dokusunu kaybetti. 


Özellikle gündelik şehir hayatının kalbinin attığı bu sokaklar maalesef geri dönülemez bir şekilde hasar aldı. Depremden 1 yıl sonra 2024 yılının Nisan ayında bölgeye gittiğimde enkazlar kaldırılmış tarihi yapılarımızın etrafı ise bariyerler ile çevrilerek koruma altına alındığını gördüm. Lakin yine de Hatay’da tek bir tarihi cami ziyarete açılmamış hatta ezan vakitlerinde bile şehirde büyük bir sessizlik olmaktaydı.


2025 yılının haziran ayına geldiğimizde ise artık şehrin yavaştan ayağa kalktığını görmeye başladık. Özellikle tarihi yapılarda özüne uygun şekilde yapılan onarım ve inşa faaliyetlerinde ilk önce Sarımiye Caminin minaresinin inşa edildiğini gördük. Daha sonra ise Habibi Neccar Caminin restorasyonun büyük oranda ilerleme kaydedildiğine şahit oldum. 


Lakin yıkım çok büyük olduğu için henüz tam manası ile şehrin ayağı kalkması daha epey zaman alacaktır. Bu sebeple bu zamana kadar yapılan çalışmalar aslında uzun bir yolda kat ettiğimiz belli bir mesafedir. Önümüzdeki yıllarda eskisi gibi olmasa da en azından Hatay’ın o mistik atmosferini ve tarihini tekrar yaşamak umudunu içimizde diri tutuyoruz.

Diğer Yazılar